20 - Temmuz - 2018( Cuma )

Türkiye

Türkiye nerede? Türkiye hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir?

Türkiye ya da resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, topraklarının büyük bölümü Anadolu'ya, küçük bir bölümü ise Balkanlar'ın uzantısı olan Trakya'ya yayılmış bir ülke. Kuzeybatıda Bulgaristan, batıda Yunanistan, kuzeydoğuda Gürcistan, doğuda Ermenistan, İran ve Azerbaycan'ın ekslav toprağı Nahçıvan, güneydoğuda ise Irak ve Suriye komşusudur. Güneyini Akdeniz, batısını Ege Denizi ve kuzeyini Karadeniz çevreler. Marmara Denizi ise İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Anadolu'yu Trakya'dan yani Asya'yı Avrupa'dan ayırır. Türkiye, Avrupa ve Asya'nın kavşak noktasında yer alması sayesinde önemli bir jeostratejik güce sahiptir.

Türkiye toprakları üzerindeki ilk yerleşmeler Aiol, Dor ve İyon Yunanları, Traklar ve Persler gibi çeşitli milletler tarafından Yontma Taş Devri'nde başlatıldı. Ardından III. Aleksandros egemenliğiyle birlikte Helenistik dönem geldi, daha sonra sırasıyla Roma ve Bizans dönemleri yaşandı. 11. yüzyılda Selçukluların göçleri sonucunda topraklar üzerinde Türkleştirme hareketi başladı ve 1071 Malazgirt Muharebesi sonrasında gelen Selçuklu zaferiyle Anadolu'daki Bizans üstünlüğü büyük ölçüde kırıldı.Anadolu Selçukluları, Anadolu'yu 1243'teki Moğol istilasına kadar yönetti. İstila sonrasında pek çok küçük Türk beyliği ortaya çıktı.

13. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlılar, Anadolu'nun yanı sıra Güneydoğu Avrupa, Batı Asya ve Kuzey Afrika üzerinde toprakları bulunan büyük bir imparatorluk kurarak erken modern dönemde Avrasya ve Afrika'nın büyük bir gücü oldu. İmparatorluk zirvesini 15. ve 17. yüzyıllar arasında, özelikle I. Süleyman döneminde yaşadı. 1683 II. Viyana Kuşatması ve 1699 Kutsal İttifak Savaşları sonrasında Türklerin Avrupa topraklarından çekilişi başladı ve Osmanlı İmparatorluğu uzun bir gerileme dönemi yaşadı. Ülkenin birçok alandaki yetersizliğini kanıtlayan 19. yüzyıldaki Tanzimat ıslahatları, modernleşmeyi sağlayamadı ve dağılmayı engelleyemedi. Osmanlı, I. Dünya Savaşı'na (1914-18) İttifak Devletleri'nin yanında girdi ve savaşta yenik düşerek yıkıldı. İşgalci kuvvetlere karşı yapılan Kurtuluş Savaşı (1919-22) başarıya ulaştıktan sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1923'te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Türkiye, çeşitli kültürleri barındıran demokratik, laik, üniter bir anayasal cumhuriyettir. Resmî dili, nüfusun %85'inin anadili olan Türkçedir.Ülkenin %70-80'ini Türkler, geriye kalanını Lozan'a göre yasal olarak tanınan (Ermeniler, Rumlar ile Yahudiler) ve yasal olarak tanınmayan (Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkesler, Gürcüler ile Kürtler vb.) milletler oluşturmaktadır. Nüfusunun büyük bölümü Müslümandır. Avrupa Konseyi, NATO, OECD, AGİT ve G-20 topluluklarına üye olan Türkiye, Batı dünyasıyla bütünleşmiştir.

1963'te Avrupa Ekonomik Topluluğu ortak üyesi olmuş, 1995'te AB Gümrük Birliği'ne katılmış ve Avrupa Birliği'ne tam üyelik müzakerelerine 2005'te başlamıştır. Ülke ayrıca Türk Konseyi, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi örgütlere de üyedir. Günümüzde Türkiye, büyüyen ekonomisi ve diplomatik girişimleri sayesinde bölgesel güç olarak kabul edilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı
Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı

Tarihçe

Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu
Ayrıca bakınız: Türk göçü, Türkleştirme, Anadolu Beylikleri, Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu Konya'daki Mevlânâ Müzesi, 1274'te Selçuklular tarafından inşa edildi. Konya, Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkentiydi. Selçuklu hanedanının Kınık boyundan olan Oğuz Türkleri, Müslüman olduktan sonra İslam dünyası çevrelerine daha yakın yerlerde ikamet ettiler, 9. yüzyılda Hazar Denizi ve Aral Gölü'nün kuzeyine yerleşmeye başladılar. 10. yüzyılda Selçuklular, Pers yurdunu da sınırları içine katarak atalarının vatanı Orta Asya'dan batıya doğru göç etmeye başladılar ve Büyük Selçuklu Devleti'ni kurdular.
11. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklular, Anadolu'nun doğu bölgelerine yerleşmeye ve akınlar yapmaya başladı. 1071'de Sultan Alp Arslan döneminde, Selçuklu Türkleri ve Bizans arasında yapılan Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra gelen Selçuklu zaferiyle Anadolu toprakları üzerinde Türkleştirme hareketi başladı. Bu hareketle birlikte Anadolu'da Türk dilleri ve İslam tanıtılarak yaygın hâle geldi. Böylece bölgede yaygın olan Hıristiyanlık ve Yunanca, yerini yavaş yavaş İslam dini ve Türk dillerine bıraktı.
1243'te Kösedağ Muharebesi sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti orduları Moğol ordularına yenilince devlet parçalandı. Yerine ise küçük Türk beylikleri ortaya çıktı. Bu beyliklerden biri olan Osman Gazi'nin beyliği, sonraki iki yüz yıl içinde büyüyerek Anadolu, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Levant'ı hâkimiyeti altına alan Osmanlı İmparatorluğu hâline geldi. 1453 yılında, Padişah Fatih Sultan Mehmet dönemi yaşanırken Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis ele geçirildi ve imparatorluk tarihe karıştı.

Topkapı ve Dolmabahçe sarayları, Osmanlı padişahlarına sırasıyla 1465-1856 yılları ile 1856-1922 yılları arasında ev sahipliği yaptı. 1514 yılında I. Selim (1512–1520), Çaldıran Muharebesi'nde Safevî hükümdarı Şah İsmail'i yenerek imparatorluğun sınırlarını doğu yönünde genişletti. 1517'de Levant, Mısır ve Cezayir'i ele geçirdi. Ayrıca Kızıldeniz'e ulaşmış oldu ve Memlûk Sultanlığı'nı yıkarak halifeliğin Osmanlı Hanedanı'na geçmesini sağladı. Ardından Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi üzerinde Osmanlı ve Portekiz imparatorlukları arasında Hint Okyanusu'nda üstünlüğü ele geçirmek için çeşitli deniz muharebeleri yapıldı. Portekizlilerin Hindistan üzerinde egemenlik sağlaması Osmanlı tarafından bir tehdit olarak algılandı; çünkü 15. yüzyıl sonlarındaki Coğrafi Keşifler sayesinde Ümit Burnu ve Amerika'nın keşfedilmesi, Osmanlı'nın elinde tuttuğu Doğu Asya ile Batı Avrupa arasında ticareti sağlayan eski ticaret yollarının önemini yitirmesine neden olup Osmanlı ekonomisini olumsuz yönde etkilemişti.

Osmanlı 16. ve 17. yüzyılda, özellikle Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde tarihinin zirvesine ulaştı. Bu dönemde batıda Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na doğru topraklar genişletilerek Balkanlar'ın tamamı, Orta Avrupa ve Lehistan'ın güney kısmı ele geçirildi. Osmanlı Donanması, denizde çeşitli rekabetlere girerek başarılar kazandı. 1538'de yapılan Preveze Deniz Muharebesi'nde Barbaros Hayreddin Paşa'nın Haçlılar'ı mağlup etmesinden sonra imparatorluğun Akdeniz'deki kontrolü arttı. Doğuda ise Safevî Devleti ile mezhep farklılıklarından ve toprak anlaşmazlıklarından kaynaklanan bazı çatışmalar zaman zaman savaşa dönüşerek 16. ve 18. yüzyıl arasında devam etti.

Osmanlı İmparatorluğu, Batı Avrupa'da gerçekleşen Rönesans, Bilimsel Devrim, Aydınlanma Çağı ve Sanayi Devrimi gibi yeni gelişmeleri ülkesine getiremeyerek çağın gerisinde kaldı. Kutsal İttifak Savaşları'nın bitmesiyle 1699'da imzalanan Karlofça Antlaşması sonrasında Osmanlı İmparatorluğu yavaşça gerilemeye başladı. Yapılan pek çok ıslahat ve 19. yüzyılda ilan edilen Tanzimat Fermanı ülkenin modernleşmesini amaçladı, ancak başarılı olamadı. Bunun yanı sıra ülkede toprak bütünlüğünü korumak için geliştirilen, farklı dinî ve etnik kökenlere sahip kişilerin bir arada yaşaması fikrini içeren Osmanlıcılık akımı da başarıya ulaşamayarak dağılmanın önüne geçemedi. 1854'te Kırım Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ilk kez dış borçlanmaya gitti, ancak alınan borçlar ödenemedi. Sonraki yirmi yıl içinde yüksek seviyelere ulaşarak ekonominin iflasın eşiğine gelmesine sebep oldu ve Osmanlı hükûmetini zor durumda bıraktı.Bunu 1875-78 Doğu Krizi ve 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı gibi felaketler izledi. Sonuç olarak Osmanlı ekonomisi borçlarını ödeyemeyerek harap duruma gelince alacaklı ülkeler tarafından 1881'de, borçların tahsilatını sağlayacak Düyun-u Umumiye kuruldu. Böylece Osmanlı devletinin gelirlerinin kontrolü alacaklı ülkelerin eline geçti. 20. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu, Avrupalı güçlerle karşılaştırıldığında sanayileşememiş gelişmemiş bir ülke konumuna geldi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarının sınırları, askeri gücü ve zenginlik düzeyi giderek azalınca Balkanlar'da yaşayan Müslümanlar gördükleri eziyetler sebebiyle Anadolu'ya göç etmeye başladı. Aynı şekilde Rusların Kafkasya topraklarını ele geçirmesi sonucunda buradaki Müslümanlar da Anadolu'ya geldi.İmparatorluğun yine son zamanlarında milliyetçilik isyanlarının çıkmasıyla milletler arasında çeşitli etnik gerginlikler yaşandı, bu etnik gerginlikler Ermeni Sorunu gibi çeşitli sorunları ortaya çıkardı. Sultan II. Abdülhamid'in aşırı otoriter yönetimine bir tepki olarak gelişen Jön Türk hareketinin 1908'de yaptığı devrimle II. Meşrutiyet ilan edildi. Ardından 5 Ekim 1908'de Bulgaristan'ın resmen bağımsız olması ve 6 Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan'ın Bosna'yı tek taraflı ilhakı ülkedeki kaos ortamını büyüttü. Bu olayları, pek çok canın ve toprağın kaybına sebep olan Trablusgarp Savaşı (1911-12) ile Balkan Savaşları (1912-13) izledi. 23 Ocak 1913'te, I. Balkan Savaşı sırasında gerçekleşen Bâb-ı Âli Baskını, diktatör Üç Paşalar'ı başa getirdi ve yönetimi ele geçirmelerine yol açtı.

Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri'nin yanında girdi ve savaştan yenik çıktı. Savaş sırasında Ermenilerle yaşanan etnik gerginliklerin tırmanması üzerine çıkarılan Tehcir Kanunu'yla Ermeniler, Doğu Anadolu Bölgesi'nden Suriye'ye devlet eliyle göç ettirildi. Göçlerde farklı kaynaklara göre 300.000 ile 1.500.000 arasında Ermeni hayatını kaybetti. Bu ölümler, çeşitli kaynaklar tarafından Ermeni Soykırımı olarak tanımlandı.Türk tarafı ise olayların soykırım olmadığını ifade ederek Ermenilerin yalnızca yerlerinin değiştirildiğini belirtti. Ermenilerin yanı sıra imparatorlukta savaş devam ederken Rum ve Süryanilerin de öldürüldüğü iddia edildi. Savaşın ardından imparatorluğa bağlı milletler ayrılarak çeşitli yeni devletler kurdular.30 Ekim 1918'de Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletleri ile Mondros Ateşkes Anlaşması'nı imzaladı. 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması ise Osmanlı topraklarını İtilaf Devletleri arasında paylaştırdı ancak yürürlüğe giremedi.

Türkiye
Türkiye

I. Dünya Savaşı bitiminde imzalanan Mondros'tan sonra İtilaf Devletleri tarafından İstanbul, İzmir ve diğer Osmanlı topraklarının işgali, Türk Ulusal Hareketi'ni ortaya çıkardı. Çanakkale Savaşı'nın öne çıkan isimlerinden biri olan Mustafa Kemal Paşa'nın, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışı ile Sevr Antlaşması'nın getirdiği şartları iptal edip Misak-ı Millî sınırları içinde kalan ülke topraklarının bütünlüğünü korumayı amaçlayan Türk Kurtuluş Savaşı başlatıldı.

18 Eylül 1922 itibarıyla ülkedeki tüm düşman kuvvetleri kovuldu ve Nisan 1920'den beri kendisini ülkenin meşru hükûmeti ilan eden Ankara merkezli Türk rejimi, eski Osmanlı'dan gelen sistemi yasallaştırarak yeni cumhuriyetçi siyasi sisteme geçmeye başladı. 1 Kasım'da Türkiye Büyük Millet Meclisi, saltanatı kaldırdı ve 623 yıllık monarşik Osmanlı resmen tarih sahnesinden silindi. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun devamı niteliğindeki yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda tanınmasını sağladı ve 29 Ekim 1923'te yeni başkent Ankara'da resmen cumhuriyet ilan edildi. Lozan sonrasında antlaşma maddeleri gereğince yapılan Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi kapsamında Türkiye'deki 1,1 milyon Rum ile Yunanistan'daki 380 bin Türk yer değiştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal, eski Osmanlı-Türk devletini yeni bir laik cumhuriyete dönüştürme amacı içeren birçok devrim yaptı.Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu ile kendisine "Atatürk" soyadını verdi. Ordu
Türkiye'nin silahlı kuvvetleri, NATO üyesi ülkeler arasında ABD Silahlı Kuvvetleri'nden sonra gelen en büyük ikinci askerî güçtür ve 2011 NATO sayımlarına göre tahmini 495.000 konuşlandırılabilir kuvveti bulunmaktadır.Almanya, Belçika, Hollanda ve İtalya ile birlikte NATO'nun nükleer paylaşım politikasının bir parçası olan beş ülkeden biridir.İncirlik Hava Üssü'nde toplam 90 tane B61 nükleer bombası bulunmaktadır, bunlardan 40 tanesi nükleer bir çatışma durumunda NATO'dan onay almak şartıyla Türk Hava Kuvvetleri'nin kullanması için tahsis edilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri üç bölümden oluşur: Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Türk Hava Kuvvetleri. İç emniyeti sağlama ve askeri işlevleri olan Jandarma ile Sahil Güvenlik, barış zamanında İçişleri Bakanlığı'na, savaş zamanında Kara ve Deniz kuvvetlerine bağlıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni komuta edip yönlendiren en üst düzey birim olan Genelkurmay Başkanı, cumhurbaşkanı tarafından atanır ve başbakana karşı sorumludur. Bakanlar Kurulu, millî güvenlik ve ülke savunması için yeterli silahlı kuvvetlerin hazırlanması konularında meclise karşı sorumludur. Ancak savaş ilan etme, dış ülkelere asker gönderme veya dış ülke askerlerinin Türkiye'ye konuşlanmasına izin verme yetkileri yalnızca meclise aittir.
Sağlık sorunu olmayan her erkek Türk vatandaşının eğitim durumu ve iş yerine bağlı olarak üç hafta ile bir yıl arasında değişen bir süreliğine askerî hizmet yapması zorunludur.Türkiye'de vicdanî ret uygulaması bulunmamaktadır ve askerlik yerine sivil bir alternatif sunulmamaktadır.

Nüfus
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonucunda elde edilen verilere göre 31 Aralık 2017 itibarıyla Türkiye'nin nüfusu 80,8 milyondur. Bu rakam, ilk resmî nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında 13,6 milyondu.2017 yılındaki rakam, 2016 yılındaki rakamın 995 bin fazlasıdır ve ülkenin nüfusunun artış oranı ‰12,4'tür. Nüfusun %92,5'i il ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadır. Yine aynı verilere göre Türkiye'de km² başına ortalama 105 kişi düşmektedir. Nüfusun %67,9'u 15-64 yaş grubunda yer alırken %23,6'sı 0-14 yaş grubunda yer almaktadır.Yaklaşık %8,5'lik bir kısım ise 65 ve üstü yaşlardaki kişilerden oluşmaktadır.Nüfusun ortanca yaşı 31,4'tür. Türkiye'nin en gelişmiş ve en kalabalık şehri İstanbul'dur. Ayrıca Avrupa'nın en kalabalık üçüncü şehri unvanını da taşımaktadır.

Mutfak
Türk lokumu ile birlikte Türk kahvesi. Türk kahvesi, UNESCO tarafından Türklerin Somut Olmayan Kültürel Miraslar listesine alınmıştır.
Türk mutfağı, Çin ve Fransız mutfaklarıyla beraber dünyanın en zengin mutfaklarındandır. Coğrafyası ve tarihi gereği, Türk mutfağı çok büyük bir çeşitlilik oluşturur. Türk mutfağı, Mezopotamya ve Balkan mutfaklarıyla etkileşime girmiştir, İstanbul Osmanlı Saray mutfağı da Türk mutfağının önemli bir kısmını oluşturur.
Osmanlı Saray Mutfağı'nda çok çeşitli çorba, zeytinyağlı sebze, etli yemek, balık, börek, tatlı mönüleri mevcuttur. Saray mutfağı, Bizans İmparatorluğu'ndan Osmanlı'ya yüzyılların saray zevki ve tecrübesiyle oluşan elit bir mutfaktır. O dönemlerde, halk ve köy mutfağı ise sade ve basittir. Günümüzde, Saray kültürü ile halk kültürünün karışımı bir "Türk mutfağı" ortaya çıkmıştır. Birçok saray yemeği, halk tarafından benimsenmiştir.

Türk mutfağı;

Akdeniz kültürü
Doğu kültürü
Saray kültürü
Bozkır kültürü olarak sınıflandırılmıştır.


Türkiye Haritası

Bunlarda ilginizi çekebilir...⇓

FRANSA

TÜRKİYE



Türkiye nerede? Türkiye hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir?

AY - GÜN - YIL - SEÇİMİ


< 2018 / TEMMUZ >
P P S Ç P C C
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031


AY - GÜN SEÇ


YIL ARALIĞI SEÇ

YIL SEÇ


ANLIK HAVA DURUMU ISTANBUL
ISTANBUL

ALTIN - DÖVİZ

TARİHTE BUGÜN
BUGÜN NE GÜNÜ
BUGÜN OLANLAR
BUGÜN ÖLENLER
BUGÜN DOĞANLAR
BUGÜN NE OLMUŞ
BUGÜNÜN TARİHİ
BİYOGRAFİLER
SİTENE EKLE


SOSYAL